Hakkımda

Image Hosted by ImageShack.us
Merhaba arkadaşlar ben Melis zaten çoğunuz beni tanıyosunuz =) Bloguma ait bir msn kurdum melisteninciler@hotmail.com ekleyenler yorumla bildirsinler lütfen ve msn adrelerinide yazsınlar =) Blogcunun Meleği bu Meleği yorumsuz bırakmayn

Son yazılarım

bLogcunun yeni haLi waayhh xD :S
seLamm <3
Ben geLdimmm <3
Peter Pan Müzikali
oKuLLar açıLdı =)
Merhabaaaaaa xD
seLamm (=
seLamm :)
seLam

Bağlantılarım

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategorilerim

Arkadaşlarım


cocukca

afacanlar

polyanna

barbiel

bfatma

kumhavuzu

gkatekana

Blogcu Yardım

irem877

comical

sekerkizgizem

irmawitchh

yasaksokak

dogancansaydam35

sevmeknedir

emeksevgivebilgi

crazygirls2

cadilarokulu

sirinyersporcimlastik

umutkuslari

iremstella

sihirliyildizlar

dancergirs

cemrebru

gamzeren

beautifulgirl


Bannerim

Bannerinizi ekleyin. :)

Bannerler

Banner ekleyiniz:)





10/4/2009 - SüPeR !!!

Kategori: Siir Hikaye

Arkiler çok güzel birşey buldum okuyanlarınız vardır belki ama bilmeyenler için tekrar koyuyorumm :))

_Biz o kadar fakirdik ki; mahallemizde gökkuşağı bile siyah beyaz çıkardı

—biz o kadar fakirdik ki; masraf olmasın diye ben 7 yaşına kadar doğmadım. Ağabeyimi de gazete verdi.

—biz o kadar fakirdik ki; misafirliğe giderken bineceğimiz dolmuşun arkasından koşmak suretiyle takip ederdik

—biz o kadar fakirdik ki; eve gelen misafirleri yerdik

—biz o kadar fakirdik ki; peynirimiz yoktu her sabah tenekenin içine girer peynir taklidi yapardık

—biz o kadar fakirdik ki; biber çekirdeklerinden çorba yardık

—biz o kadar fakirdik ki; ağabeyimin eskilerini kendi giyerdi ben çıplak dolaşırdım

—biz o kadar fakirdik ki; ne sen sooor ne ben söyleyeyim kuracak cümlemiz bile yoktu yani.

—biz o kadar fakirdik ki; tuvalet kâğıdını kurutup kurutup kullanırdık...


—biz o kadar fakirdik ki; okul karnesini karneyle aldığımı bilirim

—biz o kadar fakirdik ki; kasabı manavı geçtik köpeğe kemik borcumuz vardı

—biz o kadar fakirdik ki; dilencilerin paralarını çalar counter oynamaya giderdik

—biz o kadar fakirdik ki; Hint fakirleri dayanamayıp misyonlarını bize devrettiler.

—biz o kadar fakirdik ki; okula jaguarla gidip geldim senelerce, yok yani bildiğin jaguar deh diyordum gidiyordu kırmızı ışıkta durmak sorun oluyordu çok zorluk çektik çook…

—biz o kadar fakirdik ki; eskimesin diye aynaya bakmazdık

—biz o kadar fakirdik ki; Fakir BAYKURT bizim idolümüzdü duvara posterini asardık duvarda desteksizdi çiviyi çakınca yıkılmıştı zaten

—biz o kadar fakirdik ki; siyah beyaz televizyonumuz bile yoktu bizim televizyon sadece siyahtı bizim kadar fakir olan komşumuzun beyaz televizyonuyla yan yana koyar öyle seyrederdik ya.

—biz o kadar fakirdik ki; küçük kardeşimi acıkınca yemiştik ağabeyimde akşam gelip hani bana hani bana demişti. Rahmetli….

—biz o kadar fakirdik ki; meteliğe atacak kurşunumuz bile yoktu bizde taş atardık

—biz o kadar fakirdik ki; babamdan tokat yerdik başka şey yoktu bir tokadı 4 kişi paylaştığımız günler oldu

—biz o kadar fakirdik ki; sinekler bize değil biz sineklere konuyorduk

Yorum (2) :: Yorum Yaz! :: Bağlantı

12/1/2009 - Yaprak ile rüzgar dost oldu...

Kategori: Siir Hikaye

Bu gün sizinle birşey paylaşacağım,
Ben bunu internette dolaşırken buldum,
Ve çok hoşuma gitti....
Sizinle paylaşmak istedim...


Artık rüzgâr savurmuyordu yaprağı.
- Söyle dostum, nereye istersen oraya götüreyim seni" dedi rüzgâr yaprağa.

Yaprak düşündü taşındı, aklına hiçbir şey gelmedi. Tekrar sordu rüzgâr:
- Hadi söyle seni istediğin yere taşıyayım.

Tekrar düşündü yaprak, aklına yine bir şey gelmedi...
- ''Bilmiyorum rüzgâr kardeş, aklıma hiçbir şey gelmiyor. Sen söyle ?'' dedi.

Rüzgâr:
- Gideceğin yeri bilmedikten sonra rüzgâr dostun olsa da neye yarar..
   Savrulur gidersin!  dedi ve bildiği gibi esti tekrar. Yaprak yine savruldu...

Bu sefer savuran üstelik de dostuydu...

 

 

Yorum (2) :: Yorum Yaz! :: Bağlantı

5/12/2008 - sevgiyi gerçkten bilenler

Kategori: Siir Hikaye
 Bir gün sormuşlar ermişlerden birine: 'Sevginin sadece sözünü
edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?'diye. 'Bakın
göstereyim' demiş ermiş.

Önce sevgiyi dilden gönlüne indirememiş olanları çağırarak onlara bir
sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak
çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre
boyunda kaşıklar. Ermiş 'Bu kaşıkların ucundan tutup öyle
yiyeceksiniz' diye bir de şart koymuş. 'Peki' demişler ve içmeye
teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü
döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar
beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan.

Bunun üzerine 'Şimdi...' demiş ermiş. 'Sevgiyi gerçekten bilenleri
çağıralım yemeğe.' Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen
ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. 'Buyurun' deyince her biri
uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, karşısındaki kardeşine
uzatarak içmişler çorbalarını. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve
şükrederek kalkmışlar sofradan.

'İşte' demiş ermiş. 'Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve
doymayı düşünürse o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de
doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz.

Şunu da unutmayın: Hayat pazarında Alan değil, Veren kazançlıdır her zaman.



Yorum (yok) :: Yorum Yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->